Sivas Ellerinde Yaramız Var Sivas Şehitlerine Sözümüz Var Bizim!

Alevilerin hafızasında silinmeyecek bir olaydır, Sivas Katliamı. Tam 27 yıl geçti. Aleviler var oldukça katliamın acısını, öfkesini, bilincini daima yaşamlarında hissedeceklerdir.

Sivas ellerinde yarası vardır Alevilerin. 

Acımasızca yakılan 37 canın acısı. Pir Sultan Abdal’ın darağacında katledilişini unutmamışken daha; “Sivas Madımak Otel” de diri diri yaktılar canlarımızı.

Sivas’ta zulmün kara ateşi Alevilerin toplumsal isyanının da başlatıcısı olmuştur. O gün “ateşte semaha duranlar” ın çaktığı kıvılcım, bugünkü Alevi hareketini de oluşturan ateşi tutuşturmuştur.

Bu nedenledir ki “Sivas’ın ışığı” hiç sönmeyecek. Katillerden hesabı, halkların demokratik cumhuriyet mücadelesi, özgürlük  ve demokrasi mücadelesi, mutlaka soracaktır.

Neden Sivas Katliamı? Neden Aleviler?

Alevi katliamı her şey den önce bir devlet politikasıdır. Tarihten bu yana böyle olagelmiştir. Sasonlardan, Selçuklulara, Osmanlılardan Cumhuriyet Türkiye’sine süreç benzer seyretmiştir. Bu neden aynı zamanda “Neden Aleviler katlediliyor?” Sorusunun da cevabı niteliğindedir. Alevilerin tarihten gelen özgürlükçü, laik, demokratik duruşu egemen güçlerce hep bertaraf edilmesi gereken bir olgu olarak görülmüştür. Despotik iktidarlarca zulüm; Alevilere, dinen ve siyaseten “caiz” görülmüştür.

İkincisi devletin “siyasal İslam” politikasının yolunu açmaktır. Bu gerçeklikten hareketle, egemen güçler, 90′ lı yıllarda yükselen halk hareketlerini engellenmek istemişlerdir. 12 Eylül sonrası yürütülen derin  “Türk-İslam Sentezi” politikası, zorunlu din dersleriyle, imam hatip liseleri ve kuran kurslarının yaygınlaştırılmasıyla “siyasal İslam” siyaseti desteklenmiştir. Önce Refah Partisi iktidara taşınmıştır.  2002 de AKP ‘nin iktidar olmasıyla “siyasal İslam” zirveye ulaşmıştır.

Üçüncüsü; 80 sonrası gelişen Alevi hareketini engellemek içindir Sivas katliamını. 12 Eylül Faşist darbesi sonrası kırlardan kente göç eden Alevi toplumu, “kentleşen Alevilik” gerçekliğiyle beraber bir “Alevi uyanışı” da yaşayagelmişti. Bu gerçeklik içinde hakkını arayan, inancını koruyup yürütmek isteyen Aleviler, “ bağımsız bir Alevi hareketi”nin de zeminini oluşturdular. İşte Sivas katliamı bu “uyanışı ve direnişi” kırmak için planlanmıştır.

Ancak Sivas katliamı Alevileri durdurmak bir yana durdurulmaz bir “isyana” sürüklemiştir. Zulüm isyana, isyan Alevi hareket ine dönüşmüştür.

Canlar, yoldaşlar!

Covid-19 salgını yaşadığımız şu günlerde Türkiye kriz ve isyan dinamiklerini iç içe yaşamaktadır. Dünya halkları çöken kapitalist neoliberal politikalara karşı öfke içindedirler. Yoksulluğun cenderesinde sıkışan halklar, faşist baskıcı yönetimlere isyan etmektedirler.

Türkiye’de de AKP-MHP iktidarı  baskıcı zülüm politikalarıyla, adım adım faşizmi örmektedirler. Bu zulüm politikalarından Alevilere tehditlerini, ayrımcı politikalarını, nefret söylemlerini esirgememektedirler. Alevi mahalleleri, Alevi önderleri, dedeleri, Anaları, kadınları tehdit edilmektedir. Cemevleri, polislerce işgal edilmektedir. Alevi dedeleri din görevlisi sayılmamaktadır. Asimilasyon politikaları ve söylemlerle toplum sürekli manipüle(yönlendirme) edilmektedir.

Sivas katliamını unutma unutturma!

Değerli canlar;

İşte AKP-MHP ‘nin günümüzde Alevilere yönelik bu baskı zulüm politikalarına karşı Sivas katliamını unutmamak çok önemlidir. Sivas’ı unutmadıkça özgürlük ve demokrasi mücadelesi azmimiz diri kalacaktır. Eşit yurttaşlık, Alevi inancına özgürlük taleplerimiz için sürdürdüğümüz direnişimize güç olacaktır. 

Şimdi AKP- MHP zulmüne karşı; cüretli ve dirençli olma zamanı.

Yeni katliamlar olmasın diye Sivas’ı unutma unutturma.

Sivas Şehitleri Ölümsüzdür!

Sivas’ın Hesabını Soracağız!