Yol Erenleri Hacı Bektaş’ta: Dergâhımıza, İnancımıza ve Yolumuza Sahip Çıkıyoruz

Yol Erenleri olarak bu yıl Hacı Bektaş Veli anma etkinliklerinde, yalnızca bir anma programına katılmak için değil; inancımıza, tarihimize, dergâhlarımıza ve Alevi toplumunun kendi iradesine sahip çıkmak için Hacı Bektaş’taydık.

Hacı Bektaş Veli’nin çağrısı yüzyıllardır bu topraklarda yaşamaya devam ediyor. Onun öğretisi; eşitliğin, dayanışmanın, aklın, bilimin, emeğin ve insan sevgisinin yoludur. Bu nedenle Hacı Bektaş’ı anmak, yalnızca adını anmak ya da birkaç gün süren törenlere katılmak değildir. Hünkâr’ın bıraktığı mirası bugünün koşullarında savunmak ve yaşatmaktır.

2026 yılında 63. Ulusal, 37. Uluslararası Hacı Bektaş Veli Anma Törenleri ve Kültür Sanat Etkinlikleri 16-17-18 Ağustos tarihlerinde Hacıbektaş’ta gerçekleştirildi. Yol Erenleri olarak bizler de bu buluşmanın parçası olduk.

Ancak bizim açımızdan Hacı Bektaş, yalnızca takvimde yer alan bir anma tarihi değildir. Hacı Bektaş, Alevi toplumunun hafızasıdır. Dergâh ise bu hafızanın yaşayan mekânıdır.

Bu nedenle Hacı Bektaş’a giderken beraberimizde yalnızca pankartlarımızı, sözlerimizi ve taleplerimizi değil; tarihsel hafızamızı da taşıdık.

Dergâhlar bizimdir, bizim kalacak

Hacı Bektaş Veli Dergâhı başta olmak üzere Alevi dergâhlarının ve kutsal mekânlarının Alevilerin iradesinden koparılmasını kabul etmiyoruz.

Dergâhlarımızın yönetiminin devlet eliyle belirlenmesini, Aleviliğin devlet tarafından tarif edilmesini ve Alevi toplumunun kendi inanç kurumları üzerindeki söz hakkının sınırlandırılmasını doğru bulmuyoruz.

Çünkü Alevilik, devletin tanımlayacağı bir inanç değildir.

Aleviliğin sahibi Alevi toplumudur.

Bizim açımızdan Hacı Bektaş’ta bulunmak bu nedenle aynı zamanda bir itirazın ve sahiplenmenin ifadesidir. Hünkâr’ın dergâhında, onun öğretisinin temelinde duran eşitlik ve özgürlük anlayışını savunmak; dergâhlarımızın gerçek sahiplerine, yani Alevi toplumuna ait olduğunu bir kez daha haykırmaktır.

Hünkâr’ın yolunu bugüne taşımak

Hacı Bektaş Veli’yi anmanın en anlamlı yolu, onun sözlerini yalnızca törenlerde tekrar etmek değil, yaşamın içinde karşılık bulmasını sağlamaktır.

Bugün toplumun farklı kesimleri yoksulluk, eşitsizlik, ayrımcılık ve adaletsizlikle karşı karşıyayken Hünkâr’ın insanı merkeze alan öğretisi bizlere önemli bir sorumluluk yüklüyor.

İncinsen de incitme anlayışını yaşatmak;
72 millete bir nazarla bakmayı savunmak;
kadını, erkeği, farklı inançları ve kimlikleri eşit görmek;
emeğin ve adaletin yanında durmak;
ezilenin, dışlananının ve yok sayılanın yanında olmak…

Bizler için Hacı Bektaş Veli’nin mirasına sahip çıkmak tam da budur.

Bir anma değil, yaşayan bir mücadele

Yol Erenleri olarak Hacı Bektaş’ta bir kez daha gördük ki Alevi toplumunun hafızası güçlüdür. Dergâhına, inancına ve tarihine sahip çıkan binlerce insanın buluşması bunun en açık göstergesidir.

Bizler için bu buluşma bir son değil, yeni bir başlangıçtır.

Hacı Bektaş’tan ayrılırken yalnızca anma törenlerinin hatırasını değil, dergâhlarımızın özgürleştirilmesi, Alevi toplumunun kendi inancı üzerinde söz ve karar sahibi olması ve Hünkâr’ın eşitlikçi yolunun geleceğe taşınması mücadelesini de yanımıza aldık.

Çünkü biliyoruz:

Dergâhlar bizimdir.
İnancımız bizimdir.
Yolumuz bizimdir.
Ve bu yol, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin bıraktığı mirasla yaşamaya devam edecektir.

Yol Erenleri olarak Hacı Bektaş’ta bir kez daha sözümüzü söyledik:

Dergâhlar bizimdir, bizim kalacak!
Alevilik bizimdir, bizim irademizle yaşayacak!
Hünkâr’ın yolu eşitlik, özgürlük ve adalet yoludur!
Yol cümleden uludur!